Dağıstan’da çıkan savaşta,

ŞEYH ŞAMİL yada İMAM ŞAMİL,

Savaş yıllarında naiplere bir şey olmasın diye eserati kabul etmiştir.

Burda amacı zaten az sayıda kalan naiplere bir şey olmasını istememiştir ve eserati kabul etmiştir.

Burada bir gerçek anlaşılması gereki,

Oda şudur.

Kendi halkı için kendini esarete bile kabule edicek kadar halkını ve dinine aşık birisidir.

Esir düştükten sonra,

Ordaki büyüklerimiz Şeyh Şerafettin öncülüğünde bir kısım Dağıstanlı Yalova bölgesine gelir.

Bir kısmıda Türkiyenin bir çok bölgelerine dağılırlar.

Şöyle baktığımızda çileli bir yolculuk ve sonuçta savaş içinde savaş yaşayan bir millet.

 

Annemin Babası ve Geçmişi:

Belday Memed’in oğlu, Annemin Zula Memed lakaplı babası, 9 yaşında iken babaannesiyle birlikte Yalova’ya gelir. Yalova tarih kitaplarında da Kuvay-i Milli ve Yalova Esadiye Köyü kurtarıcıları arasında adı geçer.

 

Babamın Babası ve Geçmişi:

Akka Hacı ve kardeşleri Dağıstan’daki kurtuluş mücadelesinde şehit düşer.

Oğullarından sadece Aşurlav savaş bittikten sonra Anadolu’ya gelir.

Aşurlav’ın 4 oğlu olur.

Kurtuluş Savaşı’nda 4 oğlu da savaşa gider.

Annemin Zula Memed lakaplı babası Kurtuluş Savaşı’nda Ahmet Aşurlav’ın kardeşi Hacı Emmi ile tanışır ve savaş bittikten sonra da arkadaşlıkları devam eder.

Anne tarafım Zula Memed, Yalova Merkez, Esadiye Köyü’ne dayanır.

Baba tarafım Aşurlav Ahmet, Sivas Yıldızeli, Fındıcak Köyü’ne dayanır.

Herbalist recep bitkisel tedavi uzmanıdır.

Dağıstanlı Recep Şeyh Şamil nuayiplerinin torunudur.

Esadiye köyü ve Güney köyü Yalova dağıstanlı 2 köydür

Şeyh şamil

Şeyh ŞAMİL

Lokman hekim Aşurlav Ahmet kimdir?

LOKMAN AHMET AŞURLAV, LOKMAN hekimliği bugüne kadar miras olarak bırakma gücünü gösterebilmiştir.

Babadan öğrendiklerini, tüm hünerini savaşta ve savaş sonrasında döndüğü köyünde gösterir.

Köye dışarıdan gelen misafirlere, hastalara, yolculara evini açar.

O zaman içinde çevreden hasta olan herkes LOKMAN Ahmet Aşurlav’a gelerek şifa, deva aramış;

O zamanlar İNCE HASTALIK-VEREM-KARINDA SU-ZAYIF VÜCUT BAŞ AĞRILARI –MİDE BAĞIRSAK RAHATSIZLIKLARI na kadar olan  hastalıklara bildiği kadar deva olmuştur.

Geçmişte   ince hastalık verem  ölümleri çokdu. Bu hastalıkları köyünde tedavi edermiş. Şimdi hastalık adları değişti yada türleri değişti.

AKCİĞER KANSERİ- BRONŞEKTAZİ- ASTIM  BRONŞİT –FARANJİT vs gelecekte adı yeni belilenecek hangi hastalık olur ise

Geçmişde   gene  karında su var  denilirdi. Bunu karındaki suyu kullandığı bitkiler ile boşaltmıştır böbrekleri çalıştırarak.

Günümüzde KARACİĞER KANSERİ ve SİROZ HEPATİT  B-C ye bağlı SİROZ hastalığı tedavisi yapmıştır aslında

Zayıf   gelişim bozukluğu olan çocuklara özel kremler hazırlayıp toplanmasını sağlamıştır

Günümüzde KEMİK ERİMESİ-GELİŞİM BOZUKLUKLARI-KAS ERİMESİ gibi hastalıkları tedavi etmiştir.

Şimdi baş ağrılarının nedenleri arasında bir çok neden bulunmakta

Günümüzde  BEYİN TÜMÖRlerinin neden olduğu başa ağrıları. MİGREN krizlerinin neden olan etkenler gibi

LOKMAN AHMET AŞURLAV’da elinden geldiği, dilinin döndüğü kadar şifa deva  dağıtmaya çalışmıştır.

O zamanlar bitkiler öz, sade ve saftı.

Tedaviler bugüne göre çok daha zordu veya hiç yoktu.

Şimdi de sınırsız teknoloji var ancak; teknolojiye ayak uydurup gelişen hastalıklar da var.

Aşurlav, aş veren anlamındadır.

Dağıstan’da aş evleri kurarak bulunduğu bölgedeki insanlara o günün örf ve adetlerine uygun şekilde, sadece Allah rızası için yardım edenlere Aşurlav denir.

Bu gelenek Sivas’ta da bozulmayarak ta ki ailelerin ekonomik güçleri zayıflayana kadar böyle devam etmiştir.

Aşurlav’ın 3 oğlu da babalarının geleneğinden taviz vermeyerek hayatlarının son günlerine kadar aynı töre, aynı ahlakla devam etmişlerdir.

Ne zaman ki çocuklar dışarı açılmaya ve aileler ekonomik sebeplerle dağılmaya başlar, bu özellikler de yavaş yavaş olur.

Ne kadar eli açık olsanız da insanlara ve ülkenize faydalı olmak için güçlü olmalısınız.

 eyüp sultan

Araştırmacı Dağıstanlı Recep

O dedenin torunu olarak ona ve onun verdiklerine layık olmak bu yola baş koyduk. İnşallah ALLAH ( C.C.) yolumuzdan ayırmaz ve hayatımın son gününe kadar ülkeme ve insanlığa hizmet etmek bana nasip eder.

Küçüklüğüm 4 dağın arasında kalan bir vadide, çobanlık yaparak geçti.

Dağda iken inek, koyun, keçi, at, köpek, kedi, kirpi, tilki, çakal, ayı, yılan, kaplumbağa, kırlangıç ve buna benzer hayvanları takip etme şansım oldu.

Hastalandıklarında ne yer, ne içer, hiç düşündünüz mü?

Annemin halası, Zula Memed’in kardeşi, tarlaya gittiğimizde, çay yerine sürekli dağlardaki bir çok bitkiden kendi demlediği çayları içerdik.

Cah adını verdiğimiz hal-i hazırda annemin de topladığı bitkilerle yemekler yapılırdı.

Hinkal ve suruçet adını verdiğimiz yemeklerde bol bol kullanılırdı.

Ayrıca babam da özellikle akciğer ve karaciğer hastalıkları hakkında bana çok değerli bilgiler bırakmıştır.

Köyde iken çok değerli insan, rahmetli Prof.Dr. İzzet Kandemir’den çok önemli bazı bilgiler ve tüyolar alma şansım oldu.

O zamanlar 17 yaşındaydım.

Benim hem okul yıllarımda hem de günümüzde bu ilme gönül vermemin en önemli sebebi, DEDEM  LOKMAN  HEKİM AŞURLAV AHMET

ve

PROF. DR İZZET KANDEMİR’dir.

eyup sultan

Onlardan aldığım bilgiler çok iyiydi ama hastalıklar çok hızlı değişken gösteriyordu.

Daha ileriye gidebilmek için, aldığım bilgiler dahada geliştirmem gerekiyordu.

Bu işin merkezine inmem, daha fazla bilgiye ulaşmam gerekiyordu.

Hadisler bazı şeyleri anlatıyordu ama doldurulması gereken boşluklar vardı.

Bu boşlukları çok değerli alimler ve çalışma arkadaşlarım ile Kuran-ı Kerim’den doldurduk.

Sonunu görüp göremeyeceğimizi bilmeden başladığımız bu yola çıktık.

Bu yolda  çok sıkıntılı zamanlarımız da oldu, çok mutlu anlarımız da… 2005 yılında bu işi çok daha ciddiye almam gerektiğine karar verdim ve şimdi tüm ekibimle insanlığa, sizlere faydalı olabilmek için çalışıyoruz, çalışacağız.

mehmet tokadı efendi

aziz mahmut efendi

Saygılarımızla.